ESNAF VE SANATKARLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

Ülke Raporları

 


ALMANYA

640 sayılı T.C. Gümrük ve Ticaret Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 12/c maddesi uyarınca Esnaf ve Sanatkârlar Genel Müdürlüğü’ne verilen görev kapsamında yürütülen “Esnaf ve Sanatkârlar Teşvik ve Destek Sistemi (ESDES) Kurulması Projesi” nin yurtdışı mevcut durum analizi modülünün bir parçası olan bu çalışmanın amacı “ESDES Projesinin en iyi şekilde sonuçlandırılabilmesi açısından, Almanya’daki teşvik ve destek sağlayan kurum ve kuruluşların çalışmalarının incelenmesi, Almanya’da bulunan mekanizmaların ve iyi uygulamaların tespiti, bu uygulamaların Türkiye’ye uygulanabilirliğinin değerlendirilmesi ve ülkemizde kurulması planlanan sisteme ilişkin önerilerin belirlenmesidir”.

Almanya 2012 yılı verilerine göre, 3,6 trilyon dolarlık Gayrisafî Yurtiçi Hâsıla’sı (GSYH) ile Avrupa’nın en büyük, dünyanın ise IV. büyük ekonomisidir; ülkede kişi başına düşen yıllık GSYH yaklaşık 37.000 ABD doları iken, işsizlik oranı yalnızca %5,1’dir. Ülkedeki işletmelerin %99’unu oluşturan ‘Küçük ve Orta Ölçekli İşletme’ (KOBİ) sektörü, istihdam içindeki %60’lık ve yaratılan katma değer içindeki %51’lik payı ile Alman ekonomisinin bel kemiği ve ülke kalkınmasının temel aktörü niteliğindedirler. 

Alman KOBİ’lerinin başarılarının temelinde, sağlam sermaye yapısı, müşteri odaklı ve uzun vadeli planlamaya dayanan yönetim anlayışı, Ar-Ge çalışmalarına verilen önem ile güçlü mesleki örgütlenme vardır. KOBİ sektörü içinde yer alan, genellikle mikro işletme düzeyinde faaliyet gösteren ve sayıları 1 milyonu bulan zanaatkâr işletmeleri ise sahip oldukları nitelikli iş gücü ve ustalık kültürü ile ön plana çıkmaktadır. Zanaatkâr işletmelerin bu yapısında gelişmiş mesleki eğitim sistemi ve güçlü meslek kuruluşlarının katkısı büyüktür.
Almanya’da yasayla belirlenmiş meslek alanlarında faaliyet gösteren kişiler zanaatkâr sayılmakta, kişiler bu meslek alanlarında faaliyet göstermek için ilgili zanaat odasına zorunlu olarak kayıt yaptırmaktadır. Yasada belirtilen 147 meslek kolundan 41’i için ustalık belgesi şartı aranmaktadır.
 
Zanaatkâr örgütleri, bir çatı kuruluş altında bölgesel düzeyde örgütlenmiş 53 Oda ve mesleki düzeyde örgütlenmiş olan 36 Meslek Birliği şeklinde faaliyet göstermektedir. Ayrıca Ülke’de, sayıları 6.000’i aşan ve yine meslek bazında örgütlenmiş Zanaatkâr Meslek Dernekleri bulunmaktadır. Bu kuruluşlardan Zanaatkâr Odaları’na üye olmak zorunlu iken (yıllık üyelik aidatı: 190 avro), Meslek Birlikleri ve Dernekler gönüllülük esasına göre üye kabul etmektedir. Zanaatkâr örgütlerinin temel görevi üyelerinin mesleki menfaatlerini korumaya dönük çalışmalar yapmak iken bu kuruluşların özellikle mesleki eğitim sürecinde aldıkları aktif rol ve üyelerine sağladıkları danışmanlık hizmetleriyle ön plana çıktıkları görülmektedir. Zanaatkâr Odaları, yüksek üye sayıları (10.000-30.000 üye) ve buna bağlı olarak ortaya çıkan ekonomik güçleri sayesinde görev sahalarında aktif ve başarılı bir şekilde hizmet verebilmektedir.  Odalarda bu hizmetleri yerine getirebilmek için ortalama 200-300 personel istihdam edilmektedir.

Almanya’da eğitim sistemi ikili sistem olarak adlandırılan bir yapıda işlemektedir. Eyaletler arasında bazı farklılıklar olmakla beraber, öğrenciler, belli bir süre temel eğitim aldıktan sonra, ya Üniversite eğitimine geçişe dönük bir eğitim veren Liselere ya da kişiye meslek kazandırma amacını taşıyan Meslek Okullarına geçiş yapmaktadır. Meslek Okullarında verilen teorik eğitim, kişinin aynı zamanda bir İşletmede çırak olarak çalışması yoluyla elde ettiği pratik eğitimle desteklenmektedir. Mesleki eğitimin finansmanına Federal Devlet yönetimi ile birlikte Eyalet yönetimleri ve Meslek Kuruluşları da katkı sağlamaktadır. Ayrıca doğrudan Meslek Kuruluşlarınca kurulan ve işletilen Mesleki Eğitim Merkezleri de mevcuttur. Çeşitli sebeplerle mesleki eğitime devam edemeyen kişilerin İşletmelerde istihdam edilerek eğitilmelerine fırsat tanıyan uygulamalar da bulunmaktadır.
Almanya’da gerek Federal gerekse de Eyaletler düzeyinde KOBİ’ler ve Zanaatkârlara sağlanan birçok destek vardır. Destekler genellikle tüm KOBİ’leri kapsar nitelikte olup zanaatkâr kesimine özgü destek programlarının sayısı azdır. Desteklerin verilmesinde Federal Devlet yönetimi ve Eyalet yönetimleri ile Meslek Kuruluşları işbirliği halinde çeşitli görevler üstlenmektedir.
KOBİ’lere sunulan destekler genel anlamda incelendiğinde aşağıda belirtilen özellikler ön plana çıkmaktadır:
  • Desteklerde Avrupa Birliği (AB) Komisyonu tarafından belirlenen ve piyasa rekabetini sağlamaya yönelik olarak devlet yardımlarına bir takım sınırlandırmalar getiren “de minimis” kuralı gözetilmektedir.
  • Destekler girişimcilik, istihdam yaratma, yatırım, yenilikçilik gibi birçok alanı kapsamakta, işletmelerin yaşam döngülerinin her evresinde çeşitli ihtiyaçlarına cevap verebilecek destek programları bulunmaktadır.
  • Devlet desteklerinin bir kısmı federal bir kısmı da bölgesel düzeyde verilmekte ve bu destekler gerek türleri (girişimcilik, istihdam, yenilikçilik vb.) gerekse de verilme biçimleri  (hibe, kredi, danışmanlık vb.) bakımından çeşitlilik göstermektedir.
  • Temel destekleme aracı uzun vadeli, belli süre geri ödemesiz ve düşük teminatlı kredilerdir. Hibe biçiminde verilen destekler az sayıdadır.
  • Destek programları ve araçları sayıca çok olmakla beraber devletin KOBİ sektörüne aktardığı fon miktarı çok yüksek değildir. KOBİ’lerin finansman kaynakları içinde özsermaye %54’lük paya sahipken devlet desteklerinin oranı %11 ile kısıtlıdır.
  • KOBİ’ler çalıştırdıkları eleman sayısına, faaliyet alanına, bulundukları yöreye ve kuruluş yıllarına göre gruplara ayrılmakta ve bu grupların özelliklerine göre destek programları ya da destekleme şartları belirlenmektedir.
  • Destekleme politikasının belirlenmesinde ve uygulamasında çoğulcu bir anlayış benimsenmekte; Federal Devlet, Eyalet yönetimleri, Sivil Toplum Örgütleri (Odalar) ve özel sektör (Bankalar) bu süreçte çeşitli roller üstlenmektedir.
  • Kamu Kurumları (Federal Devlet veya Eyalet yönetimleri), kamusal kaynakları Bankalar, Meslek Kuruluşları, özel sermaye Kuruluşları ya da Danışmanlık Şirketleri gibi aracılar vasıtasıyla KOBİ’lere aktarmaktadır. Kişiler bu aracılara başvurarak süreci başlatmakta ve süreç içerisinde doğrudan Devletle muhatap olmamaktadır. Bu yolla bürokrasinin neden olacağı zaman ve kaynak israfının önüne geçilmektedir.
  • KOBİ’ler ile Bankaların uzun süre beraber çalışması sonucu oluşan karşılıklı güven ve çıkar prensibine dayanan Hausbank sistemi, KOBİ'lerin desteklere (özellikle de kredilere) daha uygun koşullarda ulaşmasını sağlarken fon verenler açısından da geri ödenmeme riskini azaltmaktadır.

 
Her ülkenin kendine özgü koşulları mevcuttur. Alman KOBİ ve Zanaat sektörleri, belli yönleriyle Türkiye’deki muadillerinden farklılaşmakla beraber uygulanan destek programlarının ülkemiz açısından örnek teşkil edebilecek yönleri bulunmaktadır. Özellikle, istihdam ve mesleki eğitim gibi katma değer yaratacak alanların desteklenmesi, temel destekleme aracı olarak uzun vadeli, belli süre geri ödemesiz ve düşük teminatlı kredilerin seçilmesi, danışmanlık hizmetlerinin desteklenmesi, desteklerin Hausbank sistemi aracılığıyla verilmesi dikkate değer hususlardır. Ayrıca, Almanya’da var olan destek programlarının işleyişine dair raporda verilen detayların (süreçler, başvuru şartları vb.) incelenmesi ESDES projesinin modelleme aşamasında faydalı olacaktır. Diğer taraftan raporda incelenen Alman sisteminde güçlü mesleki örgütlenme ve mesleki eğitimin ne derece önemli olduğu da göz ardı edilmemelidir.

Raporun tamamına ulaşmak için tıklayınız.

 

BELÇİKA

Avrupa Birliğine üye ülkelerde faaliyet gösteren işletmelerin büyük bölümünü KOBİ’ler oluşturmaktadır. Avrupa Birliği KOBİ’leri ekonomisinin bel kemiği olarak tanımlamakta ve KOBİ’leri destekleyecek mevzuat ve eylemler hazırlamaktadır. Avrupa Birliği’nde esnaf ve sanatkârlar ayrıca tanımlanmamıştır. Esnaf ve sanatkâr işletmeleri KOBİ’lerin içinde mikro işletme olarak mütalaa edilmektedir.  Ancak bazı Avrupa Birliği üye ülkelerinde sanatkâr işletmeleri bulunmaktadır. Bu işletmeler ile ilgili yasal mevzuat da söz konusu ülkelerde hazırlanmış olup hâlihazırda yürürlüktedir. Belçika’da da sanatkârlara yönelik bir kanun tasarısı hazırlanmış olup şu anda parlamentoda yasalaşmayı beklemektedir.

Birçok Avrupa Birliği ülkesinde işletmelerin ve bağımsız çalışanların (esnaf, sanatkâr ve serbest meslek erbabı) meslek örgütlerine (oda vb.) kayıt zorunluluğu bulunmamaktadır. Meslek örgütlerine kayıt zorunluluğunun bulunmaması, bu tür işletmelerin tescil edilmeyeceği anlamına gelmemektedir. Her türlü işletmenin faaliyete geçmesi için tescil edilmesi zorunludur. Ancak tescil işlemi meslek örgütleri tarafından değil, kamunun belirli kurumları tarafından yapılmaktadır. Bazı ülkeler dışında meslek örgütlerine üyelik tamamen gönüllülük esasına dayanmaktadır.

Belçika ziyareti sırasında biri Avrupa Birliği diğeri ise Belçika Flaman Bölgesi seviyesinde faaliyet gösteren iki çatı meslek örgütü ile görüşmeler yapılmıştır. Bu görüşmelerden edinilen temel izlenim, meslek örgütlerinin (çatı örgütler dahil) temel fonksiyonunun üyelerinin çıkarlarını korumak, üyelerini etkiyebilecek yasal düzenlemelerin hazırlanmasına aktif olarak katılmak ve en önemlisi değişik mecraları kullanarak üyelerini birçok konuda bilgilendirmek olduğudur. Meslek örgütleri üyeleri için bir ağ ve seslerini duyurabilecekleri bir platform oluşturmaktadırlar.

Avrupa Birliği KOBİ’lere gösterdiği ilgiyi daha da anlamlı kılmak için Küçük işletmeler Senedini ve bu senedin hayat bulması için bir eylem planını hazırlamıştır. Küçük işletmeler senedi dört öncelik üzerine inşa edilmiştir. Bunlar: finansmana erişim imkânlarının artırılması, girişimciliğin teşvik edilmesi, uluslararasılaşma ve bürokrasinin azaltılmasıdır. Bu öncelikler ortaya konularak ve bu önceliklere uygun bir eylem planı hazırlanarak hem insanların kendi işlerini kurmalarının önü açılmak istenmekte, hem de KOBİ’lerin rekabetçiliği artırılarak gelişmeleri hedeflenmektedir.

Avrupa birliği seviyesinde temel iki destek programı yürürlüğe konulmuştur. Bunlardan ilki KOBİ’lerin finansman imkânlarından daha fazla yararlanmasına yönelik COSME programı, diğeri ise KOBİ’lerin yenilikçilik ve ARGE kapasitelerinin artırılmasına yönelik Ufuk 2020 programıdır. Bu programlardan değişik ülkelerdeki KOBİ’ler ülkelerindeki finansal kurumlar aracılığı ile yararlanabilmektedirler. Avrupa Komisyonu her ülkedeki (üyelik aşamasındaki ülkeler dahil) ilgili finansal kuruluşları gösteren bir web sitesi hazırlamıştır.

Belçika’da da gerek ulusal seviyede gerekse Bölgesel Yönetimler seviyesinde KOBİ’lere özel bir önem verilmekte olup KOBİ’lerin kuruluş ve gelişmelerini destekleyecek değişik mekanizmalar bulunmaktadır. Teşvik ve destek mekanizmalarının önemli bir kısmı Bölgesel Yönetimler seviyesinde tasarlanıp yürütülmektedir. KOBİ’lere teşvik ve destek sağlayan Federal seviyedeki kurumların da yakın zamanda Bölge Yönetimlerine devredilmesi planlanmaktadır.

Bölgesel Yönetimler bazında ise KOBİ’lere teşvik ve destek sağlayan çeşitli kuruluşlar bulunmaktadır. Burada dikkati çeken kuruluşlardan birisi Başkent Brüksel Bölgesel Yönetimine bağlı Impulse’dır. Impulse bir meslek örgütü olmamakla beraber, Başkent Brüksel Bölgesinde faaliyette bulunan KOBİ’lere (bağımsız çalışanlar dahil) önemli hizmetler sunan bir platform oluşturmaktadır. Bu platform yoluyla KOBİ’ler başta kendilerine değişik kurumlarca sağlanan teşvik ve destekler olmak üzere birçok konuda bilgi alabilmektedirler.

Bunun dışında, Bölge Yönetimlerince KOBİ’lere destek ve teşvik sağlayan kurumlar dört grupta toplanabilir. İlk grupta KOBİ’lere uygun koşullarda kredi veren veya işletmelere ortak olarak KOBİ’lere özsermaye yoluyla finansman sağlayan kuruluşlar bulunmaktadır. İkinci grupta KOBİ’lerin bankalardan aldıkları kredilere garanti veren kredi garanti kuruluşları vardır. Üçüncü grupta KOBİ’lerin ihracatını ve uluslararasılaşmasını destekleyen kuruluşlar bulunmaktadır. Dördüncü grupta ise KOBİ’lerin ARGE ve yenilikçilik faaliyetlerine teşvik ve destek sağlayan ARGE destek kuruluşları vardır. Tüm bu kuruluşlar kamu otoritelerinin gözetiminde faaliyette bulunmakta olup kaynaklarının önemli bir kısmı Bölgesel Yönetimlerce sağlanmaktadır.

Belçika’da ayrı bir esnaf ve sanatkâr tanımının olmadığı ve bu işletmelerin mikro işletmeler içinde mütalaa edildiği yukarıda belirtilmişti. Ancak, mikro işletmeler özellikli olduğundan bunlara sağlanan teşvik ve desteklerin de diğer KOBİ’lere sağlanan teşvik ve desteklerden farklı olması gerekmektedir. Bu nedenle ilgi alanı mikro işletmelerin desteklenmesi olan kurumlar da kurulmuştur. Başkent Brüksel Bölgesindeki BRUSOC ile Valonya bölgesindeki SOCAMUT bu tür kurumlara örnek olarak gösterilebilir. Ayrıca, yeni iş kuracak olanlara başlangıç sermayesi sağlama konusunda uzmanlaşmış kurumlar da bulunmaktadır. Başkent Brüksel Bölgesinde faaliyette bulunan BRUSTART bu tür kurumlara örnek olarak gösterilebilir.

KOBİ’lere (mikro işletmeler dâhil) teşvik ve destekler de çeşitli gruplarda toplanabilir. Bu gruplardan ilki; danışmanlık, eğitim, fizibilite hazırlama, istihdama katkı, yatırım, yurtdışı fuarlar ve gezilere katılımın desteklenmesi amacıyla, bu faaliyetlerle ilgili harcamaların bir kısmının hibe olarak ödenmesini kapsayan genel teşvik ve destek programlarıdır. İkinci grupta KOBİ’lere uygun koşullarda (faiz ve vade) verilen kredi destekleri vardır. Bu kredilerin en önemli özelliği banka kredilerine göre ikinci öncelikli olmalarıdır. Buna göre işletmenin ödeme zorluğuna girmesi durumunda öncelikle banka kredileri ödenmektedir. Bu tür krediler yeni iş kuracak olanlara veya bir işletmeyi devralacaklara da belirli koşullarda verilmektedir. Böylece, yeni iş kuracaklar veya bir işletme devralacaklar başlangıç finansmanına sahip olmaktadırlar. Diğer bir destek ise işletmelerin özsermayelerine risk sermayesi yoluyla katkıda bulunulmasıdır. Teminat yetersizliği olan KOBİ’lere bankadan kullandıkları krediler için garanti verilmesi de bir diğer destek türüdür. Burada sözü edilecek son destek türü ise KOBİ’lerin ARGE projeleri için katlandıkları harcamaların belirli bir yüzdesinin hibe olarak Bölgesel Yönetimlerce karşılandığı ARGE destekleridir.

Her türlü destek ve teşvikten yararlanabilmek için, bu teşvik ve destekleri sağlayan kuruluşlara belirli belgeleri sunarak müracaat edilmesi gerekmektedir. Her destek ve teşvik başvurusu ilgili kurumlarca incelenmektedir. Başvurularda, genellikle teşvik ve desteğin ne amaçla kullanılacağını açıklayan bir proje istenmektedir. Hibe ödemeleri herzaman harcama belgeleri karşılığında yapılmaktadır. Başka bir ifade ile işletme harcamayı yapmakta, daha sonra harcama belgesi karşılığında geri ödeme talep etmektedir.  Federal Hükümete bağlı Katılım Fonu kredileri de işletmeye değil, tedarikçilere ödenmekte ve işletme borçlandırılmaktadır.

Teşvik ve desteklerle ilgili en önemli husus ise, tüm bu teşvik ve desteklerin işletmelerin nakit açığını karşılamaya (borçlarını ödemeye) yönelik olmaması, KOBİ’lerin kuruluşunu, gelişmesini, istihdamını artırmasını, dış pazarlara açılmasını, yeni yetenekler kazanmasını, ARGE faaliyetlerinde bulunmasını sağlamaya yönelik olmasıdır.

Raporun tamamına ulaşmak için tıklayınız.


 

İNGİLTERE

İngiltere; 2,4 trilyon dolarlık GSYH’si ile Avrupa’nın üçüncü, dünyanın ise altıncı büyük ekonomisidir. İngiltere’de, ekonomik faaliyetlerde ortak dili kullanmak ve AB topluluk programlarından faydalanacak işletmelerin tüm AB üyesi ülkelerde aynı standartlarda olması için AB KOBİ tanımı uygulanmaktadır. İngiltere’de faaliyet gösteren 4,8 milyon adet işletmenin %99,9’u KOBİ’dir. Bu işletmeler yaklaşık 14 milyon kişiye istihdam sağlamaktadır. KOBİ’lerin toplam ciroya katkısı %48 oranındadır.

İngiltere İş, Yenilik ve Beceriler Bakanlığı’nın istatistiki veri elde etmek amacıyla hazırladığı tanımlamalara göre çalışan sayısı 1-9 arasında olan mikro işletmelerin sayısı ise 1 milyon civarındadır. Genel olarak, devlet politika ve müdahalelerinde mikro ve küçük işletmeler ayrı muameleye tabi tutulmayarak KOBİ kapsamında değerlendirilmişlerdir. Fakat istisnai durumlarda küçük işletmelere özel uygulamalar görmek mümkündür.

İngiltere’de KOBİ politikalarının üretildiği ve uygulamaların yönetildiği kamu kurumu İş, Yenilik ve Beceriler Bakanlığıdır. Alanları itibarıyla, diğer kamu kurumlarının da KOBİ’lere destek sağladığı gözlemlenmiştir. İngiltere’de, KOBİ piyasasına ve piyasanın aktörlerine devlet müdahalesi asgari düzeydedir. Bu bağlamda, İngiltere’de iş kurmak konusunda İngiliz Hükümeti, bürokrasiyi azaltma yoluna gitmiştir. İşletmelerin kaydolmakla yükümlü olduğu tek sicil, vergi sicilidir. Bunun dışında; iş kurulumunda meslek örgütüne üye olmak,  vergi yükümlülüğü doğmadan -ki bu süre başlangıçta 9 aydır- gelir-gider beyan etmek, ustalık belgesi edinmek ve katkı payları ödemek gibi zorunluluk yoktur. İş, Yenilik ve Beceriler Bakanlığı’nda yapılan toplantıda, Bakanlık yetkilileri tarafından İngiltere’de yalnızca internet üzerinden, düşük bir masrafla işletme kurulabileceği hakkında bilgi edinilmiştir.

Bürokrasi, iş kurulumu gibi konularda gözlemlenen asgari müdahale prensibi, küçük işletmelere sağlanan devlet destekleri için de geçerlidir. Buna rağmen özellikle son yıllarda küresel düzeyde etkili olan durgunluk ve KOBİ finansmanı piyasalarında gözlemlenen eksiklikler İngiltere Hükümeti’ni bu piyasalara müdahalede bulunmaya itmiştir. Devlet destekleri, aracı kurumlar vasıtasıyla ilgililere ulaştırılmaktadır. Devletin bu noktada; politika yapma, denetim ve koordinasyon görevi vardır.

Piyasalara devlet müdahalesinin ender olduğu İngiltere’de, son zamanlarda özellikle küçük işletmelerin finansmana ulaşmakta zorluk çektikleri değerlendirildiği için, hükümet tarafından yalnızca bu alanda faaliyet gösteren bir devlet iştiraki olan İşletmeler için Sermaye Ltd. (Capital for Enterprise Ltd) şirketi kurulmuştur. Bir fon yönetimi şirketi olan İşletmeler İçin Sermaye Limited, İngiltere hükümeti tarafından KOBİ’ler yararına hayata geçirilen tüm finansal tedbirlerin bilgi, uzmanlık, iletişim, değerlendirme ve yönetim merkezidir.
 
İş, Yenilik ve Beceriler Bakanlığı’na bağlı olarak çalışan İşletmeler için Sermaye Ltd. şirketinin kurumsal hafızası ve politika yapma gücü, özel sektörün ve bankacılık sektörünün piyasa tecrübeleriyle bir araya getirilerek İngiliz İş Bankası kurulmuştur. Şu anda, her ikisi de faal olan İşletmeler için Sermaye Ltd. ile İngiliz İş Bankası’nın bütünleşme süreci devam etmektedir. İngiliz Hükümeti’nin amacının bu bütünleşme sonunda, tüm KOBİ finansmanı piyasasına hâkim tek bir kurum meydana getirmek olduğu değerlendirilmektedir. Önümüzdeki 5 yıl içerisinde ise bankaya aktarılan fon büyüklüğünün 10 milyar sterline ulaşması hedeflenmektedir. Kefalet ve finansman hizmeti veren özel sektör kuruluşları, söz konusu hükümet fonlamaları ile desteklenerek küçük işletme finansmanı alanına yatırım yapmaya teşvik edilmektedir.

Devletin piyasalara doğrudan etki etmekten imtina ettiği İngiltere’de, küçük işletmelere hibe sağlanması yoluna pek gidilmediği değerlendirilmiştir. Mevcut hibe destekleri; eğitim, danışmanlık, ar-ge ve yenilikçilik alanlarına yöneliktir. Hibelerden ziyade Hükümet, kredi piyasasını canlandırarak küçük işletmelere finansal açıdan destek olmayı yeğlemiştir. Mevcut destekler gözlemlendiğinde, genel olarak piyasadaki finansal kuruluşlarını küçük işletmelere kredi ve sermaye sağlamaya teşvik eden devlet desteklerinin çokluğu göze çarpmaktadır. Mevzubahis finansman kuruluşları, akredite edilerek yetkilendirilmekte ve genelde baştan sona tüm süreçleri kendi adlarına takip etmektedirler.

İngiltere’de küçük işletmelere sağlanan finansal desteklerin bir diğer yönü de desteklerin bir kısmının desteği alan işletmelere danışmanlık hizmetini de içermesidir. Bunun yanında, harici olarak danışmanlık ya da eğitim ihtiyacı olan küçük işletmeler devlet tarafından akredite edilmiş danışmanlık ve eğitim şirketlerine başvurarak bu hizmetleri alabilirler. Söz konusu şirketlerin verdiği hizmetlerin masraflarının büyük çoğunluğu devlet tarafından karşılanmaktadır. Bunların yanında, LearnDirect adlı sürekli eğitim ve yetkinlik geliştirme için tasarlanmış bir e-öğrenme programı da internet üzerinden sunulmaktadır.

İngiltere’de, Toplumsal Kalkınma Finans Birliği (Community Development Finance Association) adlı bir sivil toplum kuruluşu bulunmaktadır. Birbirinden bağımsız finans kuruluşlarının bir araya gelerek oluşturdukları bu birlik, dezavantajlı kişilere veya dezavantajlı bölgelerdeki işletmelere hizmet sunan bir sivil toplum kuruluşudur. Birlik, geleneksel finansman kaynaklarına ulaşmakta sıkıntı çeken başlangıç aşamasındaki mikro ve küçük işletmelere kredi imkânları sağlamaktadır. Küçük işletmeler adına finansman konusunda lobicilik faaliyeti de yürüten bu birlik, finans piyasalarındaki fonların küçük işletmelere aktarılması için faaliyetler yürütmektedir. Misyon bakımından ülkemizde faaliyet gösteren Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Kredi Kefalet Kooperatifleri Birlikleri Merkez Birliği (TESKOMB) ile özdeşleştirilebilecek bu birlik, faaliyet çeşitliliği ve etkinlik açısından TESKOMB’dan farklılaşmaktadır. Finansman sağladıkları küçük işletmelere danışmanlık kapsamında hizmetler de sunan Toplumsal Kalkınma Finans Birliği, finansal hizmetlerini kredi sağlamakla sınırlı tutmamış, sermaye fonlaması dâhil alternatif finansman hizmetleri de sunma yoluna da gitmiştir.
 
İngiltere’de meslek kuruluşları, ülkemizdekinden farklı olarak kamu kurumu niteliğini haiz değildir. Meslek kuruluşları, kuruluş misyonu ne olursa olsun şirketler hukuku hükümlerine tabidir. Meslek kuruluşlarına üyelik tamamen gönüllük esasına dayanmaktadır.
 
Mesleki eğitim, seçmeli olarak orta öğretim düzeyinde başlamaktadır. Daha sonraki seviyede mesleki eğitim, ileri eğitim kolejlerinde sağlanmaktadır. Bu düzeyde; işverenlerin kendileri, özel eğitim kurumları, ileri eğitim kolejleri veya gönüllü kuruluşlar tarafından verilebilen çıraklık eğitimine yönelmek de mümkündür. Bu aşamanın sonunda A-Level derecesi almaya hak kazanan öğrenciler, iş hayatına atılmak ile mesleki yükseköğrenime devam etmek arasında tercih yapabilmektedirler. İngiltere’de mesleki eğitim neticesinde hak edilen ustalık belgeleri, bir işletme açabilmek için yasal zorunluluk değildir. Ülkemizde ustalık belgesi gerektiren mesleklerin icra edildiği işletmeler, İngiltere’de belgesiz de açılabilmektedir. Kişilerin istediği meslek kolunda, bir ustalık belgesi beyan etmeden işletme kurabileceği İngiltere’de, müşteri taleplerinin işletmecinin mesleki yeterliliğini belirlemedeki tek unsur olduğu görüşü mevcuttur.

Raporun tamamına ulaşmak için tıklayınız.